Esenyurt’ta hem ekonomi, hem de siyasette donanımlı bir isim: Murat Cebecioğlu

Esenyurt’ta hem ekonomi, hem de siyasette donanımlı bir isim: Murat Cebecioğlu

HABER TARİHİ: 07 Mayıs 2018
360 Kişi okudu

Esenyut İlçesinin yetiştirdiği deneyimli siyasetçi Murat Cebecioğlu, hem ihtisas alanı olan ekonomi üzerine, hem 20 yıldır içinde bulunduğu siyaset üzerine, hem de yurtta ve dünyada gelişen güncel konular üzerine önemli açıklamalarda bulundu. AK Parti’nin Kurucu Üyesi de olan Cebecioğlu, doğma büyüme Esenyurtlu olduğu için ilçede tanınmışlık oranı çok yüksek. Güleryüzlü ve güçlü hitabetiyle Esenyurtlu vatandaşların sevip saydığı, zaman zamanda ülkenin hızla büyümesinin arkasında yatan gücün öneminden bahseden Murat Cebecioğlu, İstanbul Takipte Haber Sitesi aracılığıyla altı çizilecek bilgiler aktardı.

“ÜLKEMİZ ARTIK ”BÖLGEDE BENİM İZNİM OLMADAN HİÇBİR ŞEY OLAMAZ” DEMEKTEDİR”

 

Güncel konular üzerine konuşan Cebecioğlu, “Ülkemiz jeopolitik önemi ve geçmişten gelen sorumlulukları nedeniyle özellikle son zamanlarda güçlenmeye, gelişmeye başladıkça artarak devam eden tehditler ve saldırıların etkisinde kalmaktadır. Güçlenen, söz sahibi olmaya başlayan, kendi silahını üretmeye başlayan ve gerekli güvenlik tedbirlerini alabilen bir ülke haline gelmemiz Ortadoğu ve ülkemizin üzerinde siyasi hesapları olanları rahatsız etmektedir. 3 Kasım 2002 den itibaren kendi ayakları üzerinde durabilen bir Türkiye, kendi söz ve fikirlerini cesurca söyleyebilen ve uygulayan AK Parti hükümetleri başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan gibi bir lideri olan ülkemiz artık güçsüz, sözü önemsenmeyen bir devlet olmaktan çıkmıştır. Sürekli güçlenen, ekonomisi büyüyen, dünyanın sayılı projelerini üreten ve yapan, silah sanayi gibi birçok alanda yatırımlarını arttıran, dünyada söz sahibi olmaya başlamış olan ülkemizin bu yükselişi elbette bir çok emperyalist ülkenin hoşuna gitmemektedir.

Ülkemizi ‘Arap Baharı’ benzeri kargaşaya, Ortadoğu’daki Suriye ve diğer ülkelerin yaşadığı iç savaşa sürüklemeye, hatta bu savaşlara bizzat destek olarak ülkemizin sınırlarında yeni terör örgütleri, yeni devletçikler oluşturma çabasına girmişlerdir. Ebetteki ülkemiz bu duruma seyirci kalamazdı. Sınırlarımızdaki bu tehditlere anında sert cevaplar veren, operasyonlar düzenleyen, terör yuvalarını yerle bir eden ülkemiz artık ”bölgede benim iznim olmadan hiçbir şey olamaz” demektedir.

Bu bağlamda ülkemizin silahlı kuvvetleri hem bölgede barışı sağlamak hem de sınırlarımızda oluşan yeni tehditleri bertaraf etmek amacıyla Zeytin Dalı Harekatına girişmiştir. Bu harekâtla birlikte bölge halkı bu örgütlerin zulmünden kurtarılamaya başlanmıştır.

Ülkemizin ordumuzun ve hükümetimizin terörle olan bu mücadelesini sonuna kadar destekliyorum. Allahtan Ordumuza güç kuvvet ve başarılar diliyorum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar, ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum.

Güçlü Türkiye, güçlü ordusuyla bölgede hem ülkemiz hem de bölge ülkeleri için barışın ve güvenliğin en önemli unsurudur. Zeytin Dalı Operasyonu aynı zamanda tüm dünyaya Türk Ordusunun ne kadar hareketli bir ordu olduğunu, istediği bölgeye zorlanmadan operasyon yapabileceğini, hareket kabiliyetinin ve silah gücünün ne kadar ileri derecede olduğunu göstermiştir. Ayrıca ordumuzun kullandığı yerli silahlar ve tamamı profesyonel ordumuz düşmanlarımıza gözdağı vermektedir.

Muhalefetinde iç siyaseti bir kenara bırakarak milli menfaatlerimiz adına zeytin dalı operasyonunu desteklemeleri gerekmektedir. Aksi tutumlar ülkemize zarar vermektedir.

Milletimiz savaş seven bir millet değildir. Fakat vatan söz konusu olduğunda en sert şekilde nasıl savaşılır hepimiz iyi biliriz. Gereğini de sonuna kadar yapacağımızdan kimsenin endişesi olmasın. Güçlü Türk ordusu ve güçlü Türkiye bölgede barışın teminatıdır” dedi.

”DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY DEĞİŞİMİN KENDİSİDİR”

Ekonomi alnıyla ilgili bilgiler aktaran Cebecioğlu, “Gelişmekte ve büyümekte olan ülkemizin yeni fikirler ve projelere ihtiyaç duyduğu bir hakikattir. Elbette çok çeşitli projeler uygulanmaktadır ama yeni fikirler üretmek yeni projeler yapmak gelişmek açısından önemlidir Belki zaman zaman uygulanan projelerinde yenilenmeye yeniliğe ihtiyaç duyduğu kaçınılmaz bir durumdur. Bir düşünüründe dediği gibi ”değişmeyen tek şey değişimin kendisidir”.

Bende bazı ekonomik ve sosyal yaşam üzerinde gerek denenmiş gerekse yeni projeler üzerinde naçizane çalışmaktayım.

Bunlardan bazıları;

1- Bölgesel asgari ücret; Büyükşehir yaşamındaki maliyetlerle kasaba ve köylerdeki yaşamanın maliyeti bir değildir. Bölgesel asgari ücret uygulaması eğer ki SSK, BAĞ-KUR primi indirimleri, vergi indirimleri ve teşviklerle desteklenirse faydalı olacaktır. Bu istihdam anlamında yatırımları o bölgelere yani gelişmemiş bölgelere kaydıracaktır. Yatırımcılar büyük şehirlere nazaran düşük asgari ücret bölgelerine yönelecekler ve refah ülke geneline yayılabilecektir. Önyargılı yaklaşmadan bir düşünelim. Birçoğumuz Anadolu’dan geldik. Hangimizin geldiği köy ve ilçelerde iş imkanı var veya iş imkanı olsaydı birçoğumuz büyük şehirlere göçer miydik?

2- Yerinde ikamet; Yani köyünde ve kasabasında yaşayanların göç etmesinin önüne geçebilecek sosyal faydalar getirmeliyiz. Köyden kente veya şehirden köye dönüş artık pek bir anlam ve gerçeklik ifade etmiyor. O yüzden kırsalda yaşayan ailelerimizin sigorta primi vs gibi desteklenmesi göçün önüne geçecektir. Sadece emekli olabilmek için insanlarımız köyden kasabadan büyük şehirlere göç etmektedir. Unutmamalıdır ki köyde yaşayan her insan aslında bir üreticidir. İnek besler, süt üretir, bal üretir, et üretir, tavuk üretir, sebze ve meyve üretir. Bunu kendi ailesinin ihtiyacı kadar bile üretse o üretime katkı sağlıyor demektir. Günümüzün en önemli sorunu üretememek değil midir?

3- Hayvancılık ve tarımın geliştirilmesi için çalışmalar çalıştaylar; Sektörün önde gelenlerinin fikirleri alınmalıdır. Sadece siyaseten işin başına geçenler kendi fikirleriyle hareket etmemeli meslek ve üretici örgütleriyle, üreticilerle çok kapsamlı çalışmalar yapmalıdır. Her ne olursa olsun traktör ve ekipmanları için yani tarım ve hayvancılık için kullanılan yakıttan ötv denen verginin sıfırlanması en elzem konudur. Traktörün senede yaktığı yakıttan asla vergi kaybı oluşmaz. Tarım aynı zamanda hayvancılıkla bağlı konulardır. Yem üretimi tarıma tarım üretimi de hayvancılığa bağımlı konulardır. Elbette her şeyi benimde bilmem mümkün değil bu konuda ama bir şeyler yapmanın zamanı geçiyor. Çok geç kalmadan bu konulara eğilmemiz gerekmektedir.

Mercimeği pirinci unu eti bile ithal eder hale geldik 30 senede. Bence düşünmeliyiz.

4- Esnaf ve KOBİ destekleri; sadece cüzi krediler vererek kalkınma sağlanamaz. Para istemiyor esnaf SSK ve BAĞ-KUR primlerini yatıramıyor. Primler inanılmaz yüksek. yeni işçi alabilmenin maliyeti primlerle birlikte gerçekten esnafı ve KOBİ’leri zorlamaktadır. Primler düşürülmelidir. İşsizliğin yüzde 12’leri geçtiği ülkemizde en azından yeni istihdam artışı için SSK primleri işçi sayısı konulmadan düşürülmeli veya kaldırılmalıdır uzun bir süre için. Evet, vergi ve primler arttıkça devletimizin geliri artmaktadır. Fakat sorarım sizlere işyerleri kapandıkça yeni işyerleri açılmadıkça hangi vergiyi toplayacak, hangi işsizliği azaltabileceğiz.

Ekonomi okuyanlar bilirler Laffer eğrisini, yani vergi oranları artıkça vergi gelirleri bir süre artar. Fakat bir müddet sonra ise vergi kaynakları azalmaya dolayısıyla vergi gelirleri azalmaya başlar. Çünkü artık işletmeler açılmamakta kapanmaya başlamaktadır. Gelirler düşmeye başlamaktadır. Doğal olarak vergi gelirleri artmaz düşer.

5- Belki de en uçuk düşüncelerimden biridir AVM’ler; AVM’lerin 20 yıl gibi uzun bir süreye yayılarak eğitim ve sağlık alanlarına dönüştürülmesi. Hemen olur mu canım böyle şey demeyin! Bal gibi olur. AVM sahipleri ne yapacak dükkân sahipleri ne yapacak diyorsunuz. 20 yıl gibi bir zamandan bahsediyorum. Elbette belli bir kamulaştırma bedeliyle direk devlet tarafından kamulaştırılarak yapılmalı. Onlarda şehir dışında AVM’lerini kurabilir bu süreçte AVM’lerin tamamı şehrin en yoğun olduğu yerlerde. Yani eğitim sağlık gibi sorunların en yoğun olduğu yerler. Düşünün yakınlarınızda kaç AVM var işte buralar okullar ve sağlık tesisleri olacak.

Bunun birde ekonomiye kazanımları olacak. Nasıl mı? AVM deki her mağaza o bölgedeki insanlara satış yapıyor, yani para kazanıyor. AVM kapanınca bunlar tekrar o bölgede gücüne göre caddelerde sokaklarda mağazalarını açacaklar. Caddeleri ve sokakları canlandıracaklar. Kira gelirleri tabana yayılacak. Bu gelirler sadece bir şirkete gitmeyecek. Yine aynı çalışanlar çalışmaya devam edecekler. İstediğimiz milli hasılanın tabana yayılması değil mi?

Elbette bu projeler üzerine geçmişte de pek çok çalışma yapılmıştır. Ben de en basitinden birkaç şey yazmak istedim. Olamayacak şeyler değil. Üretimden tüketim topluma gidişimiz hızla devam ediyor. Üretimi arttırmadan birçok şeyi başaramayacağımız ortada. Burada en büyük görev ise devletimize düşmektedir. Üreten Türkiye olmaktan başka bir çaremiz yoktur” diye konuştu.

Haber: www.istanbultakipte.com



© Copyright 2019 Murat CEBECİOĞLU Resmi Web Sitesi